TARMAKBİR Genel Sekreteri Selami İleri: “İhracat, firmaların can simidi oldu”

22 Nisan 2020 Çarşamba - 11:00
Kategori: Haber

PAYLAŞ

TARMAKBİR Genel Sekreteri Selami İleri: “İhracat, firmaların can simidi oldu”
TARMAKBİR Genel Sekreteri Selami İleri: “İhracat, firmaların can simidi oldu”

Traktör ve tarım makineleri sektörü, son birkaç yıldır iç piyasada daralma yaşarken ihracat tarafından hareketli günler geçiriyor. Fakat tüm dünyayı etkisi altında alan koronavirüs nedeniyle sektörün önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği en çok merak edilen konuların başında geliyor. Profi Traktör Türkiye olarak TARMAKBİR Genel Sekreteri Selami İleri ile görüşerek sektörde son yaşanan gelişmelere, üretime ve ihracata ilişkin sorularımızı yönelttik.

Selami İleri - TARMAKBİR Genel Sekreteri

Son 2 yıldır traktör ve tarım makineleri sektöründe iç piyasada daralmalar yaşanırken ihracat tarafında hareketlilik söz konusu. Bu kapsamda Türkiye traktör ve tarım makineleri sektörü, geçen yıl üretim ve ihracat açısından nasıl bir yıl geçirdi?

TÜİK tarafından yayınlanan son istatistiklere göre, 2019 yılında 26.297 adet yeni traktörün trafik tescili yapıldı. Böylece traktör pazarı, bir önceki yıla göre yüzde 46 seviyesinde azaldı. Son 5 yılın tescil ortalaması dikkate alındığında ise pazarda yüzde 61’lik bir daralmadan bahsetmek mümkün. İç pazar bu şekildeyken, imalatta da durum çok farklı değil. Son verilere göre üretimdeki dönemsel daralma, bir önceki yıla göre yüzde 38 seviyesinde oldu. Son 5 yılın imalat ortalaması dikkate alındığında ise daralmanın yüzde 54 mertebesine ulaştığını görüyoruz. Ekipman kısmında da elimizde resmi bir istatistik olmamakla birlikte pazarın benzer bir seyir izlediğini düşünüyoruz. İhracatta sene başındaki hedefimizin 10 puan altında kalsak da 2018 yılına göre değer anlamında yüzde 10’luk bir büyümenin sevindirici olduğunu düşünüyoruz. Buna göre sektör ihracatı 1 milyar 40 milyon USD seviyesine ulaşmış durumda ve bu sonuç aynı zamanda tüm zamanların rekorunu da beraberinde getiriyor. Traktör özelinde 2019 yılında yaklaşık 23 bin traktör ihraç edildi ve adetsel anlamda büyüme ise bir önceki seneye göre yüzde 20 seviyesine ulaştı. Değer olarak büyüme ise yüzde 13 seviyesinde oldu.

İç pazardaki yavaşlama nedeniyle zor günler yaşayan sektör, yapılan ihracatlar ile rahat bir nefes aldı mı?

Mutlaka… Özellikle kriz öncesinde ilave tesis veya makine yatırımı yapan ve bu amaçla banka kredisi kullanan firmalarda krizin etkileri çok daha belirgin. Özellikle ihracat yapmayan firmalar bu süreçte çok daha fazla zorlandı. Yani bir anlamda ihracat firmaların nefes almasını sağlayan bir can simidi oldu diyebiliriz. Bu dönemde özellikle Türkiye’de imalata başlamış traktör firmalarının da ihracat sıralamasında üst sıralara çıktığını gözlemliyoruz. Bu durum sektörümüz için memnuniyet verici.

Türkiye en fazla hangi ürünün ihracatını hangi ülkeye gerçekleştirdi?

2019 yılında en çok ihracatı gerçekleştirilen ürünler (5 milyon USD’dan fazla ihracatı olan ürünler) traktörler, kümes hayvancılığına yönelik makineler, sulama cihazları, hayvan yemi hazırlama makineleri, süt sağma makineleri, ekim makineleri, pulluklar, traktör tipi ilaçlama makineleri, balya makineleri, tarım römorkları, harman makineleri, gübre serpme makineleri, diskli tırmık, çayır biçme makineleri, silaj makineleri oldu. Bu dönemde en çok ihracat gerçekleştirilen ülkelerin başında ise ABD, İtalya, Irak, Azerbaycan, Özbekistan, Sırbistan, Cezayir, Bulgaristan, Sudan ve Fransa’yı görüyoruz.

Dış pazardan gelen taleplere, sizce firmalar yeterince cevap verebildiler mi?

Muhakkak... 2019 yılı için ülkelerin tamamını kapsayan resmi dış ticaret istatistikleri henüz açıklanmadı ama tarım makineleri ihracatında ilk 20’de yer alıp sonuçları belli olan ülkelerin tamamına yakınında düşüşler söz konusu. Almanya, ABD, Fransa, Birleşik Krallık ihracatı azalan ülkelerin başında geliyor. Tabi azalmaya bağlı olarak oluşan bu boşluğu dolduran ülkeler arasında biz de varız ama toplam seviyenin de düştüğünü düşünüyorum. Bunun sebepleri arasında koruma tedbirleri ve üretimde yerelleşmenin yer aldığını düşünüyorum.

 

2020 yılı için üretim ve ihracat ön görüleriniz nelerdir? Üreticileri, ihracat açısından nasıl bir yıl bekliyor?

2020 yılında tabii firmaların, sektör paydaşlarımızın öncelikli hedefi faaliyetlerini bir şekilde sürdürebilmek. Sektördeki malum kriz ve etkisini yavaş yavaş gösteren Covid-19 algını ne zaman yavaşlama başlar, ne zaman biter bunu şimdiden kestirmek çok zor. Bununla birlikte geçtiğimiz son bir ayda özellikle bayilerdeki stoğun azalmasına bağlı olarak yeni siparişlerin verildiğini de gözlemliyoruz. Genel ekonomiden bağımsız olarak, bizim hitap ettiğimiz kesim tarım sektörü ve tarım sektörünün kendi içinde de bir kriz söz konusu. Devlet destekleri bir türlü rayına oturmadı. Desteklerin çok geç açıklanması, geç ödenmesi, destekleme miktarlarının yetersiz olması bir yana gelecek dönem destekleri için de bir muğlaklık söz konusu. Mesela bir tekstilci daha bir gömleği üretirken kaça satacağını biliyor ama tarımda ne yazık ki bu böyle olmuyor. Diğer yandan genel kabul gördüğü üzere, İç piyasa büyük ölçüde çiftçi gelirine, zirai kredilere, devlet desteklerine ve iklimsel şartlara bağlı. Gübre, akaryakıt, tohum gibi girdi fiyatları ile ürün fiyatlarının dengesi her zamanki gibi çiftçi gelirlerindeki belirleyici etmen olacak. İhracatta yine hedefimiz yüzde 20’lik bir büyüme ama bunu değer/kg bazında bir düşme yaşamadan hatta artış sağlayarak yapmamız da çok önemli. Çünkü son birkaç yıldır değer/kg rakamlarımızda gerileme söz konusu. Bu da çok da karlı ihracat yapmadığımız anlamına geliyor. İç pazarda yaşanan haksız rekabeti, dış pazarda da yaşamaya başladık ne yazık ki.

Malumunuz şu anda dünyada koronavirüs nedeniyle zor günler yaşanıyor. Bu durum sektörü ve ihracatçılar sizce nasıl etkiler?

Salgının –en azından bir süre için- uluslararası ticaretin dengesini bozması mevzubahis. Nitekim bu durumun olumsuz etkileri ülkemizde de görülmeye başladı. Sektörümüzde karmaşık olmayan tarım makinelerinin imalatında majör anlamda Çin menşeli aksam ve parça kullanılmıyor ancak özellikle rulman, kayış kasnak, zincir, sensör gibi çeşitli makine elemanları kısmen Çin’den tedarik ediliyor. Bu gibi ürünlerin ithalatında her ne kadar ilave vergiler konulmuş olsa da, üretimlerinde Çin malı ürünler kullanan firmalar için bu durum ekstra bir maliyet yaratabilir. Bu durum, kısmen yerli ikamesi olan ürünlerin imalatına olumlu bir etki edebilecek olmakla birlikte salgının tüm dünya mal ticaretini etkileyecek bir boyuta gelmesi halinde, -sektörümüzü de içine alacak şekilde- ciddi bir üretim krizine sebep olacağı düşünülebilir. Başta AB ülkelerinden olmak üzere nitelikli çelik ürünlerinden, kauçuk hammaddeden hidrolik aksamlara, sensörlerden motora ve pompalara kadar üretimde kullanılmak üzere geniş bir skalada aksam ve parça ithalatı söz konusu ve üretimin sekteye uğraması, zincirleme olarak bütün endüstriyi olumsuz bir biçimde etkileyecek. Nitekim özellikle otomotiv sektöründe daha şimdiden ara malı tedarikçileri, müşterileri olan OEM’lere daha evvel programlanan sevkıyatlarını en az 2 ay süresince yapamayacaklarını bildirmiş durumda. Bu tedarikçiler arasında Çin’de üretim yapmamasına karşın, hammadde veya yarı mamul ithalatlarını başta Çin olmak üzere diğer ülkelerden yapanlar da mevcut. Bu durumda başta traktör olmak üzere, hidrolik, pnömatik, elektronik unsurlar içeren bazı tarım makinelerinde özellikle belirli bir takvime dayanan siparişlerdeki aksama, üretimi durduracak seviyelere gelebilir. Örneğin elektronik kontrollü motorlarda kirletici egzoz emisyonları son işleme (after-treatment) sistemleri ağırlıklı olarak ithalat yolu ile tedarik ediliyor. Basına yansıyan haberlere göre Avrupa’da faaliyet gösteren birçok otomotiv firması faaliyetine ara vermiş durumda. Mesela Volkswagen Grubu, Barcelona yakınlarındaki Seat'ın Martorell fabrikasının parça tedarikinde sıkıntı yaşanması nedeniyle tatile gireceğini açıkladı. Nissan, jant tedarik edemediği için iki fabrikasını geçtiğimiz günlerde kapattı. Renault, Valladolid ile Palencia tesislerinde önümüzdeki eksik çalışmaya başlayacak. Diğer yandan kritik parçalardaki tedarik riskinin yanı sıra Ar-Ge, ürün geliştirme, ortak üretim konuları başta olmak üzere üreticiler ve tedarikçiler sıklıkla bir araya geliyor ve beraber çalışıyor. Salgından dolayı seyahatlerin yasaklanması veya kısıtlanması, etkinliklere gönüllü veya zorunlu sınırlamalar getirilmesi ürün geliştirme veya üretim süreçlerini şimdiden olumsuz bir biçimde etkiliyor. Üretimdeki aksamaların yanında dikkate alınması gereken bir diğer konu satış sonrası hizmetleri olacak. Yerli ikamesi olmayan veya tedarik zinciri kırılan yedek parçalar, satış sonrası hizmetleri olumsuz etkileyeceği gibi, bazı tarım makinelerinin servis dışı kalmasına bile sebep olabilir. Bu senaryonun gerçekleşme derecesi, tamamen salgının ne zaman biteceğine bağlı. Salgın kapsamında dikkate alınması gereken bir diğer husus ise gerek ihracat ve gerekse iç pazar kapsamında sevk edilen makinelerin nakliyesinde kısıtlamalar veya engellemelerin yürürlüğe girmesi ihtimali olabilir.

Bu durumdan en az etkilenmek isteyen firmalar, neler yapmalı?

Bunun cevabı büyük ölçüde salgının ne kadar süreceğine ve ne şekilde gündelik hayata etki edeceğine bağlı. Bugün itibariyle Türkiye’de yaklaşık 2 bin kişiye Covid-19 teşhisi konmuş durumda. Yayınlanan son genelgeyle tiyatro, sinema, kıraathane, kafeterya vb yerlerin faaliyetleri geçici bir süreliğine durduruldu. Durum bugün böyleyken yarın ne olacak açıkçası kestirmek zor. Sürecin üretimi tamamen engellemesi de söz konusu olabilir. Bu vesile devletimiz tarafından, firmalarımızın SGK primlerinin ertelenmesi, vergi kanunlarının uygulanmasında süreli mücbir sebep halinin ilan edilmesi, faizsiz işletme kredisi desteği, kısa çalışma ödeneği gibi genel önlemlerin yanı sıra makine sektörü özelinde taahhüt sorunlarına karşı da bir takım tedbirlerin alınması düşünülebilir.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

İLGİLİ HABERLER