Bu müze traktörün tarihine ışık tutuyor

13 Mayıs 2020 Çarşamba - 09:15
Kategori: Haber

PAYLAŞ

Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak’ın doğum gününde hediye edilen bir antika traktörle oluşturmaya başladığı koleksiyon, bugün Türkiye’nin en büyük traktör müzesi haline dönüştü. İstanbul Park’ta kurulan ve 1940’tan bugüne Türkiye tarımının makineleşme sürecini anlatan müzede neredeyse tüm markalara ait traktörler yer alıyor

Vural Ak - İntercity Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’nin en büyük filo kiralama şirketi İntercity’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak tarafından İstanbul Park’ta kurulan traktör müzesi, traktör meraklılarını heyecanlandırıyor. Kara sapandan, öküz arabasına, 1940 modelden 1990 modele kadar yaklaşık 100 adet antika traktörün yer aldığı müze, adeta Türkiye tarımının mekanizasyonuna ışık tutuyor. Profi Traktör Türkiye olarak İstanbul Park’taki traktör müzesini ziyaret ettik ve müzenin kurucusu Vural Ak ile görüşerek, ‘Traktör Müzesi’ hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Badem, nar ve ceviz üretimi

Filo kiralama sektöründeki başarısı ile tanınan İntercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, tarım sektöründe de önemli işlere imza atıyor. Yaklaşık 14 yıl önce tarım sektörüne giriş yaptıklarını ifade eden Vural Ak, “Çanakkale – Geyikli, Manisa – Kula’daki arazilerimizde badem, nar ve ceviz yetiştiriyoruz” dedi. Şu anda yaklaşık 5 bin dönüm arazide üretimlerine devam ettiklerini kaydeden Vural Ak, ciddi bir tarım oyuncusu olma yolunda hızla ilerlediklerini söyledi. 

 

Hediye traktör, müzeye öncülük etti

Arazinin büyümesi ve üretimin artması sonucunda makine parklarını da büyütmek durumda kaldıklarının altını çizen Ak, “Tarımsal üretimimizde kullanmak üzere yeni traktör yatırımlarında bulunuyoruz. Tarım sektörüne girdiğimiz günden beri traktörlerle çok fazla zaman geçirip, Anadolu’nun farklı noktalarını gezmeye başladık. Bu geziler sırasında da yıllarca çalışıp ekonomik ömrünü tamamlamış eski traktörlerin hurda olarak bir kenara atıldığını gördük. Tamiri masraflı olduğu için atıl durumda olan traktörlerle çok fazla karşılaşınca acaba bu eski model traktörleri değerlendirebilir miyiz diye düşündüm” dedi. Tam bu sırada doğum gününde arkadaşı tarafından hediye edilen bir antika traktör ile müze fikrinin ortaya çıktığını aktaran Vural Ak, “Şubat ayında doğum günümde bir arkadaşım, 1970 model John Deere marka bir traktör hediye etti. Bu traktör, bugüne kadar aldığım en ilginç doğum günü hediyesi oldu. Çok şaşırmıştım. Bu hediyeden sonra karşımıza çıkan eski model traktörler aklıma geldi ve İstanbul Park’ta bir araba müzemiz var neden traktör müzesi olmasın diyerek, araştırmalara başladım. Doğum günümde hediye edilen eski traktörle ile başladığımız bu hikaye, yıllar sonra büyük bir müzeye dönüştü. Böylelikle müzeye gelen ilk traktör de 1970 model John Deere oldu” ifadelerini kullandı.

Atıl traktörler antika olarak müzeye kazandırıldı

Anadolu’nun farklı yerlerinde hurda diye atıl olarak bir kenara ayrılan traktörleri müzeye kazandırmak için bir ekip kurup, çalışmalara başladıklarının altını çizen Vural Ak, “Anadolu’nun en ücra köşelerinde terk edilmiş, tamamen çürümüş ve unutulmuş, eski ama özelliği olan traktörleri, Manisa’da kurduğumuz atölyede tek tek restore etmeye başladık. Bu aşamada traktörleri, ilk günkü orijinal fonksiyonlarına getirmeye çalışıyoruz. Traktörlerin çoğu da eski olduğu için şu anda üretici firmaları bulunmuyor. Bulunsa da o parçalara ulaşmak çok zor. Traktörleri, orijinal renklerine boyamaya çalışıyoruz. Neredeyse traktörün tüm parçalarını orijinal olarak restore ediyoruz. Tabi bu kadar eski ürünlerde akü ve lastiği orijinal bulma şansımız yok, o yüzden akü ve lastikte güncellerini takıyoruz. Ortalama 1 bir yıl gibi bir süre harcayarak, traktörleri toparlıyoruz. Açıkçası traktörleri restore ederken ciddi bir emek harcıyoruz. Müzemizdeki traktörlerin bakımını gerçekleştiren bir ekibimiz var. Ekibimiz traktörleri belirli aralıkla çalıştırıyor ve bakımını yapıyor. Makineler sorunsuz olarak çalışıyor” dedi.

 

Renkli görüntüler

Müzede şu anda yaklaşık 100’e yakın traktörün yer aldığını ifade eden Ak, müzede basit teknolojilerle üretilen ve hibrit olarak çalışan antika traktörlerin bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Hurda olarak kaderine terk edilmiş traktörleri alıp, restore etmek için epey uğraştık. Müzedeki traktörleri bugün tarlalara indirsek, hepsi sorunsuz olarak çalışabilir. Müzemize ayda 1 veya 2 tane yeni traktör ekliyoruz. Müzede 1945 model hibrit bir traktör var. O tarihte yapılan ve basit bir teknolojiyle üretilen bu traktör gerçekten çok etkileyici. Müzede neredeyse tüm markalara ait eski traktörler yer alıyor. Hal böyle olunca rengarenk güzel görüntüye sahip olan bir traktör müzesi ortaya çıkıyor. Bir tane ile başladığımız bu hikaye, yıllar sonra büyük bir müzeye dönüştü. Çok profesyonel bir şey değil ama sonuçta geldiği noktada büyük bir müze. Bu traktörleri toplayarak, restore etmesini 20 yıl önce yapamazdık. Şu anda internet aracılığıyla bilgiye çok kolay ulaşıyoruz. Marka ve modeli sisteme girince onun bütün parçalarının nerede olduğu hemen çıkıyor.”

60-70 yaş arası traktörler

Türkiye’de kullanılan tüm traktörleri müzeye eklemek için ekip tarafından çalışmaların devam ettiğine dikkat çeken Vural Ak, müzedeki traktör sayısının her geçen gün arttığını belirterek şunları söyledi: “Müzedeki traktörlerin hepsi birbirinden farklı modeller. Zamanında Türkiye’ye çok farklı traktör markası ve modeli gelmiş. Özellikle bu traktörler, 1950’deki Marshall yardımından sonra geldi diye tahmin ediyorum. Müzede 60-70 yaş arası traktör oldukça fazla. Tabi tüm traktörlerin bir hatırası var ama bu hikayeleri tam olarak bilmediğimiz için traktörlerin teknik özelliklerinin anlatıldığı bir hikaye yazdık. Ortaya güzel bir çalışma çıktı.”

“Otomobilden daha fazla ilgi görüyor”

Traktör müzesinin otomobil müzesinden daha fazla ilgi çekmeye başladığına vurgu yapan Ak, müzenin 1940’tan bu yana Türkiye tarımındaki makineleşmeye ışık tuttuğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “İstanbul Park’taki otomobil müzesinden çok traktör müzesi ilgi çekmeye başladı. Müzenin kapıları herkese açık ve giriş ücretsiz. Özellikle büyük festival zamanlarında binlerce kişi traktör müzesini ziyaret ediyor ve büyük bir beğeni ile müzeyi dolaşıyorlar. Müze, tarımın geçmişini ve 1940’tan bu yana Türkiye tarımın makineleşme sürecini anlatıyor. Zaman zaman müzeyi öğrenciler ziyaret ediyor. Bu ziyaret sırasında büyüklerinin ve dedelerinin Kara sapan, öküz arabaları ve traktörlerle tarım yaptığını görebiliyor. Traktör müzemiz, Türkiye’nin mekanizasyon konusunda nereden nereye gelindiği noktasında bir çağrışım oluşturuyor.”

 

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap