Tarımda iklim baskısı, kuraklık ve finansmana erişim sorunlarının öne çıktığı bir dönemde Erkunt Traktör, sahaya odaklanan yaklaşımıyla yoluna devam ediyor. Erkunt Traktör CEO’su Tolga Saylan, “Zorlu koşullarda bile çiftçimizin işini kolaylaştıracak ürün, hizmet ve erişilebilirlik başlıklarına odaklanmayı sürdürdük” diyerek 2025’in sektör için kritik bir sınav yılı olduğuna dikkat çekti.
Tarım sektörünün küresel ölçekte olduğu gibi Türkiye için de stratejik bir konuma yükseldiğini belirten Erkunt Traktör CEO’su Tolga Saylan, 2025 yılında kuraklık etkileriyle birlikte finansmana erişimde yaşanan sorunların sektörün gündemini belirlediğini söyledi. Ekonominin temelinde üretim ve üreticinin yer aldığına dikkat çeken Saylan, Erkunt Traktör’ün 23 yıldır yalnızca traktör üreten bir marka değil; çiftçinin emeğini ve geleceğini gözeten bir yol arkadaşı olduğunu ifade etti.
“2025’i, yeni nesil dönüşümleri sahaya indirdiğimiz bir yıl olarak görüyoruz”
2025 yılının tarım sektörü ve makine yatırımları açısından dalgalı ve zorlayıcı bir yıl olduğunun altını çizen Tolga Saylan, “İklim kaynaklı kuraklık, yağış azlığı ve bazı bölgelerde yaşanan don olayları, rekolteyi ve çiftçimizin gelir beklentisini doğrudan etkiledi. Bunun üzerine finansmana erişimdeki sıkılaşma ve kredi kanallarındaki daralma, sektördeki yatırım iştahını belirgin şekilde baskıladı. Erkunt olarak bu dönemi ‘bekle-gör’ yaklaşımıyla değil; sahayı daha yakından dinleyerek ve süreçlerimizi daha verimli kurgulayarak yönettik. Zorlu koşullarda bile çiftçimizin işini kolaylaştıracak ürün, hizmet ve erişilebilirlik başlıklarına odaklanmayı sürdürdük. 2025’i, dayanıklılığımızı ve planlama disiplinimizi test ettiğimiz; aynı zamanda yeni nesil dönüşümleri sahaya indirdiğimiz bir yıl olarak görüyoruz” dedi.

Ürün portföyü güçlendi, maliyetler düştü
2025’te çiftçilerin farklı ihtiyaçlarına yanıt veren model çeşitliliğine odaklandıklarını aktaran Tolga Saylan, “Bu kapsamda Faz 5 emisyon seviyesine geçişi planladığımız takvim doğrultusunda tamamlayarak üretim süreçlerimizi ve model gamımızı yeniledik. 26 HP’den 125 HP’ye uzanan geniş ürün yelpazemizle farklı ihtiyaçlara hitap etmeyi sürdürdük. Ayrıca motor garanti süresini 5 yıla çıkararak, kendi motorumuz olan e Capra Motor’a duyduğumuz güveni ortaya koyduk. Bu geçişle birlikte çiftçimizin yıllık bakım maliyetlerinde yüzde 45’e varan ciddi bir iyileştirme sağladık” dedi. Ayrıca Tolga Saylan, pazarın yaklaşık yüzde 40 daraldığı bir yılda pazar payını koruduklarını vurgulayarak yeni ürünler ve yaygın hizmet altyapısının bu başarıda belirleyici olduğunu da söyledi.
“Pazar payımızı orta vadede yüzde 10’un üzerine taşımayı hedefliyoruz”
2026 yılına dair beklentilerini de paylaşan Tolga Saylan, talep eğiliminin temkinli seyretmesini beklediklerini ancak emisyon normlarına uyumun rekabeti daha dengeli hale getireceğine inandıklarını ifade etti. Saylan, “Erkunt Traktör olarak 2026 yılında; sahada güçlü hizmet ağımız, güncellenmiş ürün portföyümüz ve toplam sahip olma maliyetini optimize eden yaklaşımımızla pazar payımızı orta vadede yüzde 10’un üzerine taşımayı hedefliyoruz” dedi.
Çevresel sürdürülebilirlik Ar-Ge gündeminin omurgasını oluşturuyor
Ürün geliştirmede verimlilik, dayanıklılık ve kullanıcı konforunu merkeze aldıklarını belirten Saylan, motor teknolojileri, yakıt verimliliği ve çevresel sürdürülebilirliğin Ar-Ge gündeminin omurgasını oluşturduğunu vurgulayarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: “e Capra motorunu geliştirirken yaklaşımımız; yalnızca emisyon normlarına uyum sağlamak değil, aynı zamanda çiftçimizin yakıt maliyetlerini düşüren ve sahada uzun ömürlü performans sunan bir çözüm üretmekti. Bugün Faz 5 uyumlu motorlarımızla bu hedefi sahada destekleyen bir noktadayız.”
“Yerel ihtiyaçlara uygun çözümlerle, kontrollü bir büyüme yaklaşımını benimsiyoruz”
Erkunt Traktör’ün ihracat faaliyetlerini ArmaTrac markasıyla yürüttüğünü hatırlatan Tolga Saylan, özellikle Avrupa pazarının mühendislik seviyesi, emisyon normları ve güvenilirlik açısından önemli bir referans olduğuna dikkat çekti. Saylan, “ArmaTrac çatısı altında, Avrupa standartlarına uyumlu ürünlerimizle sürdürülebilir bir varlık hedefliyoruz. Bölgesel pazarlarda ise hızlı büyümeden ziyade, doğru ürün–doğru pazar dengesiyle ilerlemeyi önemsiyoruz. Her ülkenin tarımsal yapısı ve kullanım alışkanlıkları farklı. Bu nedenle yerel ihtiyaçlara uygun çözümlerle, marka değerimizi koruyan kontrollü bir büyüme yaklaşımını benimsiyoruz” diye konuştu.
